19 Haziran 2024, Çarşamba
spot_img
Ana SayfaDernekten HaberlerYönetmelikler Konusunda Bakanlık Yorumu!

Yönetmelikler Konusunda Bakanlık Yorumu!

Yönetmelikler Konusunda Bakanlık Yorumu!

15 Şubatta yayınlanan Özel Hastaneler Hakkında Yönetmelik ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, özel sektörde tam bir şok etkisi yarattı. Özel sağlık kuruluşlarının yöneticileri toplantı ardına toplantılar yaparken aynı zamanda yönetmeliklerle ilgili hukuk yollarını deneyeceklerini söylediler. Yönetmeliklerin neler getirdiğine dair yapılan yorumlarda farklılıklar göze çarparken, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç.Dr. Öner Odabaş, yönetmeliklerin neler getirdiğini Medimagazin’e anlattı.

Odabaş, önceki uygulamada 4 farklı branştaki hekimin açabileceği bir tıp merkezini artık herhangi branştaki hekimlerin bir araya gelerek açabileceğini, bunun da aslında dal merkezleri açmayı kolaylaştırdığını ifade etti. Özel sektörün tepkisini “Erken” olarak değerlendiren Odabaş, yönetmeliklerin tam olarak anlaşılamadığını, öncelikle iyi analiz edilmesi gerektiğini belirtti..

Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşları ve özel hastaneler için değişiklik getiren yönetmeliklere karşı, özel hastanelerden olsun, dal ve tıp merkezlerinden olsun genel bir tepki var. Bu tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu tepkiyi erken bir tepki olarak görüyorum. Çünkü bu yönetmeliklerin bazı noktaları tam olarak anlaşılmış değil. Bunu sektör de tam kavrayabilmiş değil. Bence, tepki göstermeden önce iyi bir analize ihtiyaç var. Yönetmeliklerin “Ne getiriyor, ne götürüyor, neler kolaylaştı, neler zorlaştı” gibi sorular karşısında iyi bir analize ihtiyaç var. Özel sektörün kendisi açısından da düzenlemenin avantajlarını-dezavantajlarını iyi düşünmesi lazım.
Biz Bakanlık olarak sağlık alanında denge kurmak gerektiğini düşünüyoruz. Sağlıkta insan gücünün ve hizmetin yurt sathında dengeli dağılımı gerekiyor. Biz bu dengeyi korumak zorundayız sağlık hizmetini eşit, adil ve kolay ulaşılabilir şekilde herkese dağıtma amacındayız. Belli bir bölgede yoğunlaşma, bir bölgede aksama olmaz. Bu bizim sosyal devlet anlayışımıza da sığmaz. Yönetmeliğin temelinde de bu dengeyi korumak var.

Yönetmelikte tam gün uygulamasının altyapısının oluşturulduğuna dair bir izlenimimiz var. Bu doğru mu? Kamudan özele geçişin azalması için bir takım önlemler alındığını düşünüyoruz.
Hayır. Bunu böyle düşünmemek gerekir. Bu Yönetmelik hazırlanırken tam gün hiçbir şekilde gündemde olmadı. Tam günle bunu bağlantılı düşünmemek gerekir.

Yönetmelik’te “Tam zamanlı-kısmi zamanlı çalışma” kavramlarına yer veriliyor…
Bu tamamen özel sektör için kullanıldı. Tam gün, bir şekilde yasa haline getirilecek ve uygulamaya girecek. Ama Yönetmelik ile bunun direkt bir alakası yok. Burada düşündüğümüz “tam zamanlı ve kısmi zamanlı çalışma” tümüyle özel sektör için düşündüğümüz kavramlar. Özel sektörde bu bahsettiğimiz asgari sayıdaki hekim, tam zamanlı çalışmak zorunda. Bir merkez veya hastane, tıp merkezi açılabilmesi için asgari sayıdaki hekimin tam zamanlı çalışması lazım. Ama bunun dışında hekimlere yarı zamanlı çalışabilme imkanı da getirdik. Bir hekim iki tıp merkezinde yarı zamanlı çalışabilir öğleye kadar bir yerde, öğleden sonra başka bir yerde faaliyet gösterebilir. Bunun da önü açılmış oldu.

Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarını düzenleyen yönetmelikte yer verileceği sözü verilen dal merkezlerinin yönetmelik kapsamına alınmadığını görüyoruz. Dal merkezleri kavramına son mu veriliyor?
Bizim tıp merkezi dediğimiz kuruluşların eskiden 4 ana branşta (Kadın-doğum, çocuk, genel cerrahi ve dahiliye) uzmana sahip olması gerekiyordu. Yeni yönetmelikte bu branş zorunluluğunu kaldırdık ve merkezi 4 uzmanın açması zorunluluğunu getirdik. 4 uzman aynı daldan olabilir ve bu merkez otomatik olarak zaten dal merkezi olur. Fonksiyonel olarak dal merkezleri faaliyetlerine devam edebilecek. Bir tıp merkezi tek dalda da hizmet verebilecek. Burada, dal-tıp merkezi gibi yeni bir tanım ortaya çıkıyor. Yönetmelikte, fiziki mekan kriterlerini hariç tutarsanız, aslında tıp merkezi kurulması kolaylaştırıldı. Merkezler, eski uygulamada sadece belli branştan hekim bulmak zorundayken, şimdi herhangi bir branştan hekim bulabilecek. Mesela, 2 kadın- doğumcu, 2 pediatrist bir araya gelerek kadın doğum ve çocuk dal merkezi açabilecek. Başka bir örnekte, 4 göz doktoru bir araya gelip göz dal merkezi açabilirler. Belli branş zorunluluğu yok.

Bakanlık yayınladığı genelgeyle 15 Şubat 2008 tarihinden itibaren tıp merkezi, poliklinik, güzellik ve estetik amaçlı sağlık kuruluşu başvurularını durdurdu.
Planlamamız yayınlandıktan sonra, ki bunu Ekim ayında yayınlamayı düşünüyoruz. Türkiye çapında hizmetin dengeli dağıtımına esas olmak üzere yaptığımız bir çalışma var. Hasta yatak sayısı, teknoloji, tıbbi cihaz dağılımı, hekim başına düşen iş yükü gibi kriterler dikkate alınarak ve yurt sathında eşit ve dengeli bir dağılım sağlanarak, “Şu bölgemizde hizmet fazla, şu bölgemizde hizmet açığı var” diyeceğiz. Öncelikli ileri hedef göstereceğiz ve bu illerde yatırım imkanı tanıyacağız. Planlamadan kastımız bu.

Tıp merkezleri ve dal merkezlerinin Ekim ayına kadar açılmasının durdurulduğunu söyleyebilir miyiz?
Şu anda elimizde çok sayıda tıp merkezi, özel hastane müracaatı var. Onlar şu anda değerlendiriliyor. Müracaat sahiplerinin hakları elbette baki kalacak. Değerlendirildikten sonra da peyderpey, zaman içinde açılacaktır. Açılmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Ama yeni yatırımlar planlamaya dahil olacak. Planlama ilan edilmeden önce böyle bir yeni müracaat kabul edilmeyecek. Ama şu anda yeterince tıp merkezi, hastane müracaatı var.

Özel sektörden şöyle bir tepki var: “Bakanlığın kamu olarak ulaşmadığı bir yere biz neden yatırım yapalım özel sektör olarak kar amacı güdüyoruz. Bakanlığın çok yoğun sağlık hizmeti vermediği bir bölgede biz neden bu hizmeti verelim?”
Bakanlığın hizmet ulaştıramaması durumu sözkonusu değil. Bizim her bölgede hekimimiz var, hizmet veriyoruz. Ama zaten sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Özel sektördeki çok hızlı ve aşırı büyüme, hekimlere cazip teklifler sunabilmeleri, bizi oradaki hekimlerimizle hizmet veremez duruma düşürüyor. Merkeze uzak ilçelerde, Doğu illerinde, hatta Batı bölgelerde hekim tutmak çok kolay olmuyor. “Biz hizmet veremiyoruz, buyurun siz gidin” gibi zorlamamız yok. Biz zaten hizmetimizi vereceğiz. Burada yatırım yapmak cazip değilse yapmayabilirler ama biz oraya hizmet götürmek zorundayız ki götürüyoruz zaten. Problemimiz hekim sayısındaki yetersizlik ve özel sektöre geçen her hekimin kamudan geçmesi.

Asıl problem hekim sayısındaki yetersizlik mi?
Tek başına bu neden değil. Türkiye’nin şu anda Avrupa ülkelerine kıyasla hekim sayısı hakikaten çok düşük. Almanya’da 300 bin hekim var ve nüfusu bizim kadar, bizde onların üçte biri kadar, 100 bin hekimimiz var. Bu nedenle hekimlerimizi tasarruflu kullanmak zorundayız. Hekimlerimizden optimum istifade etmek zorundayız. Denge bunun için gerekli. “Bırakalım herkes istediği yerde çalışsın, istediği yerde hizmet versin” demek gibi bir lüksümüz yok. Keşke, sayımız çok fazla olsa ve bu konuda daha serbest davranabilsek ama şu anda maalesef hekim sayımızda sıkıntımız var. Fakat düzenlemedeki tek faktör bu değil tabi ki. Piyasada çok hızlı ve uygun olmayan şartlarda tıp merkezleri oluşmaya başladı. Bu da hizmette kaliteyi düşürdü. Bu nedenle merkezler fizik mekanları açısından müstakil, daha geniş-ferah mekanlarda hizmet verebilecek ve daha büyük sağlık organizasyonlar şeklini alacak.

Bu durumun büyük sermaye gruplarına yaradığı düşünülüyor.
Öyle bir amacımız asla olamaz. Fakat böyle bir sonuç çıkar mı? Bunu zaman içinde göreceğiz. Bir hizmeti ne kadar organize hale getirmeye çalışırsanız, o daha büyük bir hizmettir. Yani 2 hekim bunu yapamaz ama belki 15-20 hekim bir araya gelerek yapabilir. Bunu illa da tek bir patron, büyük sermaye olarak düşünmemek lazım. İyi organize olan kuruluşlar küçük yatırımcılarla bir araya gelip bunu yapabilir. Fakat öyle bir gayemiz yok. Fakat işin tabiatı gereği daha organize, daha büyük merkezlerin oluşturulması.

Genel Sağlık Sigortasının (GSS) ertelenmesi söz konusu. GSS ile bağlantılı olarak hastaneler yüzde 20 fark uygulamasına geçecek. Duyumlarımıza göre Bakanlık, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile özel hastaneler arasındaki sözleşmelere bir-iki ay içinde yüzde 20 fark eklemeyi düşünüyor.
SGK’nın son zamanlardaki düşüncesini bilmiyorum. Ama yüzde 20 fark konusu uzun zamandır konuşulan ve hemen hemen üzerinde mutabık kalınan bir hadise. Hastanelerde yüzde 20 farkın üzerinde vatandaştan katkı payı alınmaması veya hiç fark alınmaması düşüncesi var. Bu muhtemelen yakın zamanda gerçekleşecektir.

Şu an müracaatlarını yapmış olan tıp merkezi ve hastanelere belli bir tarihe göre sıra verildi mi? Mesela Nisan-Mayıs ayları gibi tıp-dal merkezi veya hastanelerin açılışına izin verilmesi durumu söz konusu olacak mı?
Tıp merkezleri ile ilgili komisyon toplandı, dosyalar görüşüldü. Belki hukuki yönden bazı hususların tekrar görüşülmesi gerekiyor. Onlar da görüşüldükten sonra sonuç müteşebbislere bildirilecek. “Şu eksiğiniz var, şunu tamamlayın, şu şu nedenlerle uygun değil” şeklinde komisyon kararları iletilecek.

Yeni yönetmelikte poliklinikler de geçiyor. SGK’nın polikliniklerle sözleşme imzalamaması durumu yaşanacak mı?
Bu, SGK’nın vereceği bir karar. Ama anlaşma imzalaması, zannediyorum olmaz. SGK, bu zamana kadar olduğundan daha farklı davranır mı, bilemiyorum. Ama sanıyorum eski şeklinde çok farklı olmaz.

Tıp merkezlerinden ayrılan doktorların yerine yenisi alınmayacak gibi anlaşılan bir kural getirildi. Diyelim ki, 4 doktor bulundurmak zorunlu. Biri ayrılırsa Ekim ayına kadar doktor alımı olmayacak mı? Yoksa aynı dalda iki doktor alımı mı olmayacak?
Mevcut miktarlarda bir değişiklik yok. Mesela bir branştan ayrılan hekim yerine bir yenisi alınabilecek. Ama genişleme ya da büyümeyle alakalı düzenlemeler Bakanlık planlamasına tabi tutulacak. Kuruluş, mevcut durumundan daha farklı bir personel alımına giderse, farklı birim ilave etmesi, yeni branş ilave etmesi gerekirse, Bakanlığın planlaması gündeme gelecek. İlave uygun görülmediyse, “Hekim sayımız yeterli” denildiyse, ona müsaade edilmeyecek.

Yönetmelikte kuruluşla ilgili yapılacak her değişikliğin “ilave” manasında anlaşılması gibi bir handikap var. Oysa söylediğiniz gibi, sadece hizmet birimi, sağlık çalışanı, teknoloji alımı gibi konularda ilave yapılması durumunda yeni yönetmeliğe uyum şartı aranacak. Bu anlamdaki yanlışların önüne nasıl geçilecek?
Bu konu, sektör gibi perifer teşkilatlarında da yanlış anlaşılmış olabilir ama bize gelen sorularda onları aydınlatıyoruz. Gerekirse genelge yayınlayabiliriz. Net anlaşılamayan konuları açıklayabiliriz. Buradaki temel felsefe mevcudu korumak yönündedir. Ancak yeni yapılacak işlerde planlama dahilinde Bakanlık izni aranacaktır.

Mevcut kuruluşlar için de 4 yıl süre biçiyorsunuz…
Biz mevcut kuruluşlara “Belli bir süre sonunda kapanacaksınız” demiyoruz. 4 yıl süre içinde bizim uygun gördüğümüz şartlardaki binalarda faaliyet göstermelerini istiyoruz. Apartman dairesinde kurulmuş bir tıp merkezi 4 yıl içinde kendisine müstakil bir yer bulup, o müstakil yapı içinde daha uygun bir hizmet versin istiyoruz. Bu arada biz, tıp merkezlerinin dal merkezleriyle birleştirilebileceği hükmünü getirdik. Daha organize yapılar oluşturmak niyetindeyiz. Mesela 3-4-5 hekimli merkezler bir araya gelerek müstakil, daha büyük bir binada faaliyet gösterebilir.

Merkezler bu noktada imar sorunuyla karşılaşılacağını öne sürüyorlar…
Tıp merkezleri için sağlık alanı izni istemiyoruz. Sağlık binası olarak kullanılabilmesi yönünde belediye şartı istiyoruz. Mesela ticari alandaki bir bina, belediye tarafından “sağlık binası için kullanılabilir” izni alabilir. Bunun için o bölgenin belediye meclisinden sağlık alanına dönüştürülme şartı gerekmiyor. Bu, hastane için gerekiyor.

Yönetmelikte muayenehanelerle ilgili gereğinden az tanımla karşılaştık. Muayenehanelerin açılması, işletilmesi, mekan durumları gibi hususlara yer verilmiyor. Bunu tam gün uygulamasına yönelik bir referans olarak mı algılamalıyız?
Muayenehaneler zaten organize kuruluşlar değil. Önceden de muayenehanelerle ilgili çok detaylı bir mevzuatımız yoktu. Ana kriterler belirtildi ki, bu da muayenehaneler için yeterli.

Yoksa zaten muayenehanelerin kapanacağı mı düşünülüyor?
Öyle bir çıkarsama yapmak doğru değil. çünkü muayenehanelerle ilgili herhangi bir detay önceki mevzuatımızda da yoktu. Hatta yeni yönetmelikte az da olsa bir detay getirilmiş oldu.

Bir başka konu olarak Sağlık Uygulama Tebliği’nin (SUT) ne zaman yayınlanması düşünülüyor?
SUT için çalışan bir grup arkadaşımız var. Bunu SGK ile birlikte çalışmamız gerekiyor. Daha önce birlikte yaptığımız bir çalışmalar var. Onlar şu dönem bir organizasyon içindeler. Onlarla birlikte devam edecek çalışma.

Nisan ayında yayınlanır mı?
Tarih olarak bir şey diyemem, bir tarih vermem çok zor. Ama şu andaki çalışma grubu belli fiyatlar üzerinde duruyor. Çok yüksek belirlendiği veya düşük kaldığı düşünülen fiyatlar üzerinde çalışılıyor. O konuda bir dengeleme yapılmaya çalışılıyor. Bazı işlemler ihmal ediliyorsa fiyatları kontrol ediliyor veya bazı işlemler çok yapılıyorsa bir kontrol mekanizması dahilinde bu gözden geçiriliyor.

Son olarak özel sektöre yönetmeliklerle ilgili mesajınız ne olacak?
Bu sektördeki yatırımcılarımız için önemli bir mesaj şu olabilir: Bu alanda hakikaten kısa sürede aşırı bir büyüme oldu. Bunun bir denge halinde götürülme zorunluluğu var. Onlar için de gerekli bu. Çünkü zaten büyüyen kuruluşların bir kısmı tekrar iflas noktasına gelecekti. Böyle bir dengeye gidilmeseydi bir süre sonra zaten pek çok insan gidişattan dolayı mağdur duruma düşecekti. Bizim hastalara hizmet götürme kaygımız yanında özel sektörden de bir takım insanlar, bu kontrolsüz büyüme sonucu deyim yerindeyse duvara çarpacaklardı. Ayakta kalabilen kalacaktı, ayakta kalamayanı büyük sermaye toplayacaktı. Bunun önüne geçme ihtiyacı vardı. Biz yönetmelikte bunu yapmaya çalıştık. Bu denge, hem vatandaşın hizmet alımını rahatlatmak, hem de özel sektörün uzun vadede korunması yönünde gerekliydi. Pek çok özel sektör yatırımcısı ile görüştüğümüzde onlar da, bize bu hızlı büyümeden yakınıyorlardı. Bu dengeleme çalışmasının orta ve uzun vadede özel sektör için de iyi olacağı kanaatindeyiz.

Röportaj:
Dr.İbrahim Ersoy – Fatma Ergüzeroğlu / MEDİMAGAZİN

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Most Popular