19 Mayıs 2024, Pazar
spot_img
Ana SayfaDernekten HaberlerTedavi Hizmetleri Genel Müdürünün Özel Sektöre İlişkin Görüşleri

Tedavi Hizmetleri Genel Müdürünün Özel Sektöre İlişkin Görüşleri

Bakanlık uzman hekim yönünden zayıfladı

Çok sayıda hekimin özel kuruma geçmesiyle uzman hekim yönünden zayıflayan Sağlık Bakanlığı, kamu ve özel sektör arasındaki hekim dengesini kurmaya çalışıyor. Son iki yılda sayısı hızla artan özel hastanelerin son zamanlardaki tedirginliği ise normal karşılanıyor

Özel sağlık kurumları ve hekim dağılımı ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş, son yıllarda açılan özel sağlık kurumlarındaki artışa dikkat çekerken, kamunun da belli oranda hekimi elinde tutması gerektiğini söyledi. Odabaş, tam gün yasasıyla ilgili olarak ise, hekimin tek bir yerde görev yapmasının verimliliği arrtıracağını savundu.

Özel sağlık kurumlarının alacağı fark ücretinde uygulanacak yüzde 20 sınırına rağmen kapasitesini iki katına çıkartan veya yeni kurulan çok sayıda kurum var. Bu kurumları yakın gelecekte ne bekliyor?

Şu anda insanlarda belki bir tedirginlik oluştu. Bizim özel sektörle ilgili düşüncelerimiz pozitiftir. Özel sektör son 5 yıl içinde büyüyerek bu hale gelmiştir. Bu kadar eleman istihdamı yapılmıştır, sağlıktan pay almıştır, gelir olarak kazancı epeyi artmıştır, yatırım yapmıştır. Fakat şöyle bir durum var: Bizim belli bir denge oluşturmak zorunluluğumuz var. Çünkü insan kaynaklarımız sınırlı. Özellikle hekim kaynağımız sınırlı. Özel sektör büyüdükçe kamudan alıyor hekimleri. Bizim planlamalarda üzerine düştüğümüz nokta bu. Kamudan özel sektöre geçen hekimler de maalesef daha küçük yerleşim yerlerinden ya da doğudaki zorunlu hizmeti biten hekimlerden oluşuyor. Bir takım yerleşim yerlerinde hekim istihdamımız zorlaşıyor. Bu nedenle biz bir denge tutturmak zorundayız. Özel sektör belli bir miktarın üzerinde büyümeye başlar ve kamu bu anlamda hekim gücü açısından zayıflarsa hizmet verme problemimiz doğar. Özel sektörün şu an ihtiyaç duyulan muayene sayısını karşılayabilmesi lazım. Bizim hekimimiz günde ortalama 40 hasta muayene ediyorsa, özel kurumda bu 8-10 hasta. Arada bu kadar bir fark var. Bakılan hasta, yatırılan problemli hasta, problemli hastaların yoğun bakım takipleri… Bunlar hastanelerin yüküdür. Eğer bu yükü özel sektör üzerine alırsa bizim için yine çok büyük sorun değil, özel sektörün büyümesinde hiç problem yok.

Ayrıca hizmetin verildiği her bölgede özel sektör yatırım yapar, oraya da hizmet götürürse biz oralardaki ihtiyacı karşılamış oluruz. Ama maalesef bu böyle olmuyor. Örneğin, 50 bin nüfuslu bir yerde özel sektör gidip hastane açmıyor. Özel sektörün amacı hizmet üreterek para kazanmak, devletteki sağlık hizmetininse böyle bir mantığı yok. Özel sektörü bu anlamda k&acircr görmediği yerlere zorlamak mümkün değil. Daha ufak yerleşim yerlerine “Buraya hastane açın” diye zorlamak mümkün değil.

Küçük yerlere yatırım yapılması yönünde teşvik programınız var mı?
Oldukça yüksek teşvik elbette var. Bu kadar büyümesinin nedeni zaten bu teşvik. Bu politika özel sektörün hem Sosyal Güvenlik Kurumundan para alması, hem de vatandaştan para almasını gündeme getiriyor. Şu anda da özel sektör k&acircrlılık oranını istediği gibi ayarlayabiliyor. Ama bahsettiğim küçük yerleşim yerlerinde hastane açtırabilmek kolay değil. O nedenle, buraların ihtiyaçlarını biz sosyal devlet anlayışıyla karşılamak zorundayız. Yani kamunun karşılaması gerekiyor. Bu nedenle belli oranda hekimi elimizde sürekli muhafaza edebilmemiz gerekiyor. Tüm problem bu hekim dengesinde çıkıyor. Onun dışında özel sektörün hızlı büyümesi ya da istediği yerde konuşlanmasıyla ilgili bir problemimiz olmaz. Ama Sağlık Bakanlığı olarak bizim şöyle bir sorumluluğumuz var. Hizmetin dengeli ve adaletli bir şekilde dağıtılması. Biz bunu özel sektörün olmadığı yerde mecburen kamuyu güçlü tutarak sağlamak zorundayız.

Son zamanlarda çok sayıda doktor özel sektöre geçti. Tam gün yasası da çıkacak gibi görünüyor. Bu geçişler yasanın çıkmasıyla mı alakalı?
Tam gün yasası bununla alakalı değil. Bu, öteden beri düşünülen bir konuydu. Bu yasadan umudumuz, hekimlerin verimliliğinin arttırılması yönündedir. Hekim ikiye bölünmüş çünkü, yarısı dışarıda yarısı içeride. Bu durumda hekimin hastanedeki verimliliğini çok fazla görmüyoruz. Bu bölünmüşlük bizim verimimizi düşürüyor. Bu nedenle verimi arttırmak için insanlar “ya dışarıda çalışsınlar, ya içeride” tercihine zorlanıyor. Özellikle hizmet açığımızın olduğu yerlerde, insanların özel hastanelere geçmeleri bizi uzman hekim yönünden zayıflatmış durumda. O yüzden bir denge oluşturmak zorundayız, özelle kamu arasındaki dengeyi bozmamamız lazım. Hekim özelde çalışacaksa özelde çalışacak. Bunun önü açılacak zaten. Biz hekimlerimizden maksimum istifade etmeyi istiyoruz.

Özelde çalışacak hekim için herhangi bir kısıtllama olacak mı?
Şu anda kamuda çalışan hekim özelde bir yerde çalışabiliyor, ama sadece özelde çalışacak hekimin çalışma alanı genişleyecek, belki iki-üç yerde çalışma imkanı getirilebilecek bu tam gün mevzuatıyla birlikte. Yani biz hekim kaynağımızın sınırlı olduğunu biliyoruz ve bundan maksimum istifade etmek istiyoruz. Tam gündeki amaç da bu.

Hekimlerin kamuda görev yaptığı halde saat 16.00’dan sonra özel kurumlardaki görevinin başına gitmesi ne açıdan sakıncalı?
Sürelerle alakalı bir durum değil. İnsanların ayrı bir çalışma yerinde olması psikolojik olarak gelirlerinin büyük kısmını aldıkları yöne onları yönlendiriyor. Zaman zaman şunu da görüyoruz: Hastaneyle özel arasındaki çalışma birbirine karıştırılıyor. Özelde görmüş olduğu bir hastanın işini kamu hastanesinde yapma veya hastaların bu anlamda özele gitme ihtiyacı hissetmesi, kendilerini ikilemde görmeleri gibi bir problem de doğuyor. Hekimin daha verimli olmasının tek yerde olması gerektirdiğini düşünüyoruz.

Son 5-6 ay içerisinde açılan özel hastane rakamları nasıl?
2006’da 70 civarında hastane açıldı. 2007’de ona yakın bir rakam yine. Epeyi başvuru var elimizde. Son beş yıl içinde de kademeli bir artış söz konusu. Fakat son iki yıldaki artış daha fazla. 2006 ve 2007 yıllarında belirgin bir artış var özel hastane sayılarında.

Bakanlık fark ücretlerinin tamamen kaldırılmasını istiyor. Özel kurumların yatırım maliyetleri düşünüldüğünde kamu hastaneleriyle özeller arasında dengesiz bir durum oluşmuyor mu?
Bu özel hastanelerin yatırım maliyetleri biraz daha yüksek olacak tabi. Ama bizim zaten bu şekilde olan hastanelerimiz var, standartları çok yüksek hastaneler var. Biz kendi hastanelerimizin de standartlarını yükseltiyoruz. Bizim yeni yapılan hastanelerimiz, özel hastanelerden daha konforlu daha güzel hastaneler aslında. Birer-ikişer kişilik odalar var. Bundan sonraki hedefimiz nitelikli yatak sayımızı arttırmak, koğuş tipi sistemden vazgeçiyoruz. Hastanelerimizi tadilatla iyileştirmeye, dönüştürmeye çalışıyoruz. Bizim hastanelerimiz-özel hastaneler gibi bir ikilik olsun istemiyoruz. Hepsi belli standartta olsun istiyoruz. Bu bir süreç istiyor tabii, bir yılda iki yılda olabilecek bir şey değil. Ama bunu orta vadede gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Ayrıca kampüs projelerimiz var. Kamu-özel ortaklığıyla direk dışarıdan finansman sağlayarak bu binaların yaptırılmasını ve kira öder gibi ödemeyi planlıyoruz. Veya TOKİ’ye yaptırıyoruz. Elimizdeki arsaları değerlendirip bir kısmını TOKİ’ye veriyoruz ve onlar da bize takas usülüyle hastane yapıyorlar. Elimizdeki kaynakları verimli kullanabilirsek bu, uzak bir hedef değil.

Ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının denetimini yapacak teknik bir komisyon kuruyorsunuz. Çalışmalarınız ne aşamada?
Özel sağlık merkezleri ile ilgili bir mevzuat çalışmamız var. Hemen hemen sonuna geldik. Ayakta teşhis ve tedavi merkezlerinin şu anki durumuna göre standartlarını daha yüksek bir duruma getireceğiz. Mevzuat çalışması süresince yetkiyi merkeze aldık ve belli aralıklarla toplanacak kurul, gelen dosyaları-talepleri değerlendirecek ve bunlara uygun olanların açılma işlemi başlayacak. Bu işlem daha önce direkt il sağlık müdürlüklerinden yapılıyordu. Şimdi bunu Bakanlığa almış olduk. Belli aralıklarla toplanarak dosyalar değerlendirecek ve kararlar il sağlık müdürlüğüne iletilecek.

Bu uygulamayla belki daha detaylı ve bilimsel değerlendirme imkanı olacak. Özel sağlık kurumlarının açılması, fiziki şartları vs gibi şartları değerlendirilerek uygun görülenler illere iletilecek. Bu, şu anda bir mevzuat çalışması olduğu için mevzuat çalışması boyunca yapılan geçici bir uygulama gibi. Mevzuat çalışmasından sonra nasıl bir uygulama yapılacağı netleşecek. Yani belki periyodik olarak değerlendirmeler olacak, belki yine illere devredilecek. Ama bunun nedeni şu an yapılan mevzuat çalışması.

Bu uygulama yeni açılacak kurumların daha ince elenip sık dokunacağı anlamına mı geliyor?
Elbette. Zaten şu anda standartların yükseltilmesi çalışması var. Sıradan yerlerde bir apartmanın bir dairesinde belli şartlara haiz olmadan açılan merkezler yerine standartları daha yüksek, fiziki şartları daha uygun, cerrahi işlem yapacaksa ameliyathane şartları daha iyi ve insanların daha rahat ulaşıp, daha konforlu hizmet satın alabileceği yerler planlanıyor. Yani uyduruk yerlerde açılmış merkezler yerine veya sağlık kuruluşu olarak, başka bir amaçla yapılmış binanın bu amaçla kullanılması yerine daha özel şartlarda, standartlar yükseltilmiş olacak.

1 Ocak’tan itibaren ilaç, malzeme ve görüntüleme hizmetlerini hastanelerin kendisi verecek. Bakanlık hastaneleri buna hazır, üniversite hastaneleri hazırlıklarını tamamlayabildi mi?
Bu çok önceden verilmiş bir karar. Tedbirler alınamadı diye zaten bir süre uzatması oldu. Üniversitelerin bilgileri bizde yok ama onlar bunu uzun süreden beri biliyorlar. Tahmin ediyorum ki, çoğu üniversite buna hazırlandı. Eksiklikleri olanlar olabilir. Sanıyorum eksiklikleri hızla tamamlayacaklardır. Sistemde bu gerekiyor. Hastaların tüm hizmetlerini dışarıyla reçete bağlantısı olmadan hastaneden alması gerekiyor.

Medimagazin

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Most Popular